Yeni yıldan ne bekliyoruz?
Her yeni yıl başlangıcında geleneksel olarak sorulan ‘yeni yıldan neler bekliyorsunuz’ diye bir soru var biliyorsunuz. Bu soruya hemen her sene aynı dileklerle mukabele edebileceğimiz bir coğrafya burası aslında. Ben 2014’e girerken bu soru ile ilgili sosyal medyada bir ironi yapmıştım o geldi aklıma. Baktım aşağıdaki gibi bir paylaşım yapmışım.
Müslümanlar arasında tefrik derinleşerek artsın; Müslüman olmak yetmesin şuncu, buncu olmak elzem olsun.
Anayasadan bir an önce Türk kelimesi çıkarılsın.
Kadrolaşmada liyakat tamamen rafa kalksın artık akraba olma seviyesine inilsin...
"Aydınlar" ve Medya burunlarının ucunu göremez bir hale gelerek sadece beslenebildikleri yerler için beslenebildikleri kadar yorum yapsın. Eleştirenler de "Hain" kabul edilsin...
İktidar ve muhalefet hep aynı çizgide olsun ama kayıkçı kavgaları ayyuka çıksın...
Dış politikada var olan dostlarımızla da aramızı bozacak bir şeyler acilen bulunsun..
Halkın en zaruri ihtiyaçları ve en çok kullandıklarına zamlar yapılmaya kesintisiz devam edilsin...Ücretler minimize edilsin, kamu harcamaları artsın yatırımları sıfırlansın...
Bunları elbette olarak ironi olarak yazmışım. Bundan 11 yıl önce falan, bu gün de duraksamadan aynı ironiyi yapabilirim ne yazık ki. Ama o zaman da yazdıklarımın dilek anlamında ironi olduğu konusunda ikna edemediğim insanlar olmuştu. Ne yazık ki bu gün de öyle bir sürü insan olacak gibi.
Tuhaf değil mi bir ülkede aradan geçen 10 yılda alınan neredeyse bir arpa boyu mesafe yok gibi görünüyor. O zamandan bu zamana memnunlar ve muzdarip olanlar biraz yer değiştirdi ama konular ve bu konular hakkındaki konuşmalar aşağı yukarı aynı
Memleket elden gidiyor sen hala maaşının derdindesin şeklinde bir azar da var onca yıldır. Bir çok politika değişimi yaşadık mesela bir çok, farklı kesimle farklı iyi ve kötü ilişkiler oluşturdu idare edenlerimiz. Dahası bu farklılıklar dış politikamıza da yansıdı. Orada da bazı savrulmalar yaşadık doğal olarak. Ama hepsini bir şekilde izah edebilme yeteneğine sahip bir iktidarımız oldu son 22 yıldır.
Bir dönem bir tarafla diğer dönemde başka bir tarafla temas kurarak, önceki temaslarda yapılan hatalardan da tereyağından kıl çeker gibi masum bir şekilde çıkabilen bir iktidar. Emin olun bunca zamandır bunu hiçbir iktidarın tek başına başarabilmiş olması olası bir durum değildir.
Yani hiçbir iktidar her dönemde farklı bir davranış kalıbına girerek kendisini kusursuz, karşı tarafı ise tamamen kusurlu göstermeyi başaramaz. Daha önce de başaramadı zaten.
12 Eylül sonrasındaki o en olağan üstü şartlarda ülkenin yönetimini tek altarnatif görüntüsü ile devralan Turgut Özal’ın Anavatan Partisi bile bunu başaramadı. Zaten sonrasında ortaya çıkan bir başka olağan üstü durum olarak tanımlanabilecek 28 Şubat sonrasında kadar da o sebeple en büyük sorun istikrarsızlık olarak nitelendirildi. 12 Eylül kadrolarının da içinde bulunan, Bülent Ulusu’nun Başbakan Yardımcısı Turgut Özal’ın başaramama sebebi ne idi peki.
Aslında birçok sebebi olsa da içlerinden birisi çok önemli idi. O zamanlar maç çok kısa bir süre tek kale oynanmıştı sonrasında 12 Eylül’ün siyasetten yasaklayarak maçın tek kale oynanması için zemin hazırladığı birçok lider siyasete geri dönmüştü.
Elbette o liderlerin bir çoğu Özal’ın politikalarına oy veren kesimlere direk hitap etmiyordu ama Özal etrafında oluşturulan merkez sağ siyaset ile muhafazakar yaşam şeklinde yakın liberal ekonomiden yana hemen herkesi yanına alabilmişti. Geri dönenler kendi seçmenlerini de geri aldı ama asıl sorun aynı politikalar üzerinde siyaset yapma yeteneği olan bir başka liderin yani Demirel’in de sahalara geri dönmesi oldu Özal için.
Yukarıda 11 yıl öncesinden yaptığım bir ironi ile yeni yıldan beklentimin olmadığını yazmıştım. Hala biraz o durumda hissediyorum kendimi. Tek kale maç son seçimde de devam etti çünkü. Parçalı muhalefet sorunu ortada dururken üzerine bir de ülkede geleneksel hale gelmiş kahramanlar üzerinden yürüyen lider kültü gerçeği var.
Bugün mevcut iktidarın karşısında bu halkın genetik kodlarına uygun bir başka liderin çıkmaması durumunda olacaklar çok fazla değişmeyecektir. İçinde bulundukları durumdan gayet de memnun görünen siyasi kadroların da böyle bir değişim talebinde bulunarak kendilerini riske atmaları kolay değil.
Bu kahraman kültünü ve içinde yaşadığımız bu kısır döngüyü değiştirmeyi göze alabilecek. İktidar şehvetinden ve sağladığı olağanüstü hazlardan feragat edecek bir kahraman.
Hadi iyi seneler.
CHP ve Toplumsal muhalefet
Yeni tanıklar mı olacak?
CHP’nin rakibi CHP
“Milli güvenlik meselesi”
FİM GİBİ!
Mektup süreçleri
CHP’nin Adayı
Columbia, Filistin ve Edward Said
Eğitim, sağlık gençlik?
Anketlerde kararsız yükseliş









