Yeni tanıklar mı olacak?

İmamoğlu meselesi ile adı çözüm olmayan süreç tam olarak zamandaş şekilde yürürken, sokaklarda itiraz eden ve itirazlarını aslında tamamen kendi geleceklerinden endişe ederek dile getiren gençler yine bir kaos ortamının müsebbibi olarak işaretlenme riski ile karşı karşıya kaldılar.
Oysa onların asıl dertleri bugün içinde bulundukları gelecek endişesinin sembolize edilmesi için ihtiyaç duydukları bir kıvılcımdı sanki. Bu kıvılcımın Cumhurbaşkanlığı adaylığını bence zamansız ilan etmiş olan Ekrem İmamoğlu üzerinden sembolize edilmesi de tarafların neredeyse tamamının işine yarıyor görünüyor.
Memleketin en önemli meseleleri içinde bir sistem sorunu varsa da o sistemin muhalefet tarafından tek bir temsilcisinin olması gibi durum da sistem meselesinin konuşulmasını zaten engelliyor.
İmamoğlu için sokaklara çıktıkları şeklinde bir algıya feda edilmeye çalışılan gençlerin asıl itirazları kendi geleceklerinden duydukları kaygı diye düşünüyorum. Ancak bu gençlerin içine elbette itirazları sabote etmek isteyenler, ya da o itirazları sadece bir malzeme olarak kullanmak isteyenler de olacaktır. Bu tarz toplumsal olayların alışıldık ve bilindik hallerindendir.
Burada mesela asıl sorulması gereken geleceklerinden endişe ederek sokakta barışçıl şekilde itiraz eden gençlerin arasındaki suç makinesi oldukları söylenen provokatörlerin nasıl karıştığı değildir. O kabarık sabıka kayıtlarına rağmen dışarıda ne aradıklarıdır.
Toplumsal olaylar ve etki ajanları konusunda uzman olan bir çok gazeteci arkadaş zaten bu durumları son derece çarpıcı şekilde kamuoyu önünde değerlendirdiği için yeniden hatırlatmalar yapmaya gerek yok.
Ama ülkemizin içinde bulunduğu bu durumda oluşan iklimde Cumhuriyet Halk Partisi ile sadece kent uzlaşısı yaptığını iddia eden DEM ve son genel seçimlerde birlikte meclise girdiği partilerden beklediği desteği alabilmiş gibi durmadı. Zaten İmamoğlu davası da sadece yolsuzluklar üzerinden devam ettiği için kent uzlaşısı ile terör bağlantısı iddiası konusu şimdilik kapandı. Ama bu kapanma, DEM tarafının davranışları ile ilgili olarak yeniden gündeme gelebilir mi bilmiyoruz. Hukukun bu şekilde çalıştığına dair halkta oluşmuş olan kanaatlerin henüz tam olarak ortadan kalktığı söylenemez.
Yani kısaca İmamoğlu davası şu aşamada tamamen yolsuzluk suçları üzerinden yürütülüyor. Ortaya çıkan delillerin büyük çoğunluğu gizli tanık ifadeleri ile de birleştirilince toplumdaki kamplaşmanın alevlenmesine zemin oluşturuyor. Duraksamadan İmamoğlu’nun suçlu ya da masum olduğuna şehadet edebilecek kalabalıklar var.
Her iki taraftan da aksi şekilde itidalli olanlara karşı yüklenen sıfatlar da zaten malum. Ama bu kamplaşmadan beslenen bir sistem var bugün, kendisini bunun dışında gibi göstermeye çalışan DEM ise inandırıcılığını kaybetmeyi umursamıyor.
Burada hukuk vurgusu yapanların dahi o kamplaşmalarda başına gelenler belli iken, Ekrem İmamoğlu’nun yargılanmadan suçlu ilan edilmesine karşı Çıkan Mansur Yavaş’ın DEM partiye karşı gösterdiği tavır bile kamplaşmanın belli taraflarından rahatsız edici bulunuyor.
Ancak gelecek günlerle ilgili olarak kulislerde bu hafızalarımızda kötü anılarla yer etmiş gizli tanık meselesinin dahi farklı bir yere evrileceği söyleniyor.
Önümüzdeki günlerde gizli olamayan tanıkların da davya dahil olacağı söyleniyor. Bunlardan birisinin İmamoğlu ile daha önce yakın çalışmış bir küskün olacağı söyleniyor. Bir başkasının ise aslında CHP üyesi olmakla birlikte sağ kökenli olduğu ve hem Ekrem İmamoğlu ile hem de İstanbuldaki diğer belediyelerle de iş yapmış birisi olduğu da iddia ediliyor.
Gizli tanıklarla inandırıcılığın sorgulandığı bu sürecin ardından sokaklarda hukuksuzluk vurgusu yapan bir çok gencin de açığa düşeceğini söyleyenler var. Oysa o gençlerin itirazlarını yönlendirmek için harekete geçen kim olursa olsun zaten itiraz konuları hiç doğrudan İmamoğlu olmamıştı.
Böyle algılanması herkesin işine geldi. Belki de bu sebeple önce konu gizli tanıklar üzerinden duyuruldu. Belki de iddianameler o sebeple günler öncesinden medyada dolaştı. Belki de o sebeple Nevruz günü İstanbul’da ve başka yerlerde düzenlenen gösterilerle aynı güne denk geldi.
Bu arada kulis bilgilere bir not daha sanırım bayramdan sonra birkaç gazeteci de bu kapsamda göz altına alınabilir.


Yazarın Diğer Yazıları