Geçmişten bugüne... Prof. Dr. Vamık Volkan’dan dinlediklerim (2)

Politik psikoloji dalının önde gelen ismi Prof. Dr. Vamık Volkan Hoca geçmişte İsrail’le Mısır’ı yakınlaştıran politik psikoloji grubunun başındaydı. Soru - cevabımıza devam ediyoruz.

Arslan Tekin - Politik Psikoloji Birliği'ni kurmuşsunuz. Dış İlişkiler Psikoloji Komitesi’nin üyesi imişsiniz. Daha birçok kuruluşta üyeliğiniz var. Bunları saymayacağım. 1977 yılında Mısır-İsrail yakınlaşmasında politik psikoloji çerçevesinde sizin de rol oynadığınız iddiası bulunuyor.

Vamık Volkan - 1979 ile 1986 yılları arasında Amerikan Psikiyatri Cemiyeti'nin bir komitesi adına hem İzraildekilerden, hem de Mısır'dan yüksek seviyedeki zatları bir araya getirip gayrı resmî olarak onları konuşturuyorduk. O zaman yeni bir şeydi bu. Bunun başlangıcı şöyle oldu: 1977 mi, 1979 mu, Enver Sedat İzrail'e gitmişti. İzrail parlamentosunda konuşurken, Araplarla İzrailliler arasında ilişkilerin yüzde 70'inin psikolojik olduğunu söyledi. Amerikalılar Enver Sedat’ı çok seviyorlardı.

A. Tekin - Neden? İsrail'le barış imzaladığı için mi?

V. Volkan - Hayır, daha önce... Enver Sedat'ın Araplarla İzrailliler arasındaki problemin psikolojik olduğunun doğru olup olmadığını anlamak için, Amerikan Psikiyatri Cemiyeti bir komite kurarak Araplarla İzraillileri gayri resmî bir araya getirip konuşturmak sürecine girmiştik. Ben başlangıçta komitenin en alt üyesi idim. İki üç sene sonra üyeler değişti, ben komitenin başkanı oldum. Araplarla İzrailliler bir araya gelince toplantıları ben yönetiyordum.

A. Tekin - İki tarafın birbirine yakınlaşması için özel gayretiniz oldu mu?

V. Volkan - Biz yakınlaşmaları için değil, gayrı resmî konuşmaları için zemin hazırlıyorduk.

A. Tekin - Bu çalışmaları nerede yapıyordunuz? Kahire'de mi, Tel Aviv’de mi yoksa Amerika’da mı?

V. Volkan - 6 büyük toplantı oldu. İlki Amerika’da idi. İkincisi Mısır’da, üçüncüsü ve dördüncüsü İsviçre’de, beşincisi ve altıncısı Amerika'da.

A. Tekin - Nasıl bir uygulamada bulunuyorsunuz da Arapların ve İsraillilerin konuşmaları için zemin hazırlıyordunuz?

V. Volkan - O zaman aynı soruları kendi kendimize sormuştuk. Bilinmeyen bir sürece girmiştik. Bizim grubun dışında böyle organizasyonlar vardır Amerika’da. Bizim grubun özelliği ilk defa psikiyatristlerden kurulmuş olmasıdır. Pisikiyatride bizim bir yöntemimiz vardır; nasihat vermeyiz.

Prof. Dr. Abdülkadir Çevik Bey araya girdi: Sizin ilk sorunuza da burada açıklık getirmek istiyorum. Pisikanalistik, pisikodinamik yaklaşım bakımından dünyada ilk kuruluş bu.

V. Volkan: Gidip de şunu yap şunu yapma değil bizim işimiz. Araplar ve İzrailliler ilk defa bir araya geldiklerinde ne yapacak bunlar diyorduk. Diyorduk ki, Mısırlılar bir uçakla, İzrailliler başka bir uçakla gelsinler diyorduk. Bir bakıyorduk birinin uçağı bozulmuş iki taraf da aynı uçakla gelmişler. Bir şey olur diye biz korkuyorduk. Biz de böylece ne yapılabileceğini yavaş yavaş öğrendik. Meselâ; iki düşman bir araya geldi mi, birtakım ritüeller ortaya çıkıyor. Şimdiki bilgimle söyleyeyim ben size... Bir laboratuvar oluyor. Görevliler eski büyükelçiler ama gayrı resmî olarak geliyorlar. Eski gazeteciler, ilim adamları, psikologlar, yani iki toplumun aydınları, kamuoyu oluşturacak kişiler geliyor. Önce birtakım ritüellere giriyorlar. Düşman gibi, biri bir tarafta, diğeri öbür tarafta oturuyor. Ertesi günü bakıyorsunuz senli benli oluyorlar. Akardiyon gibi, bir ayrılıyorlar, bir geliyorlar ve konuşuyorlar. Yaklaştıkları zaman anlaşıyorlar. Biz farkına vardık ki, anlaştıkları zaman bu hemen olacak değil... Akardiyonun çalması daha önemli. Bir ayrılıp bir birleşmeleri daha gerçekçi oluyor. Bu gibi ritüelleri öğrendikten sonra biz onlara konuşmaları için yardım ediyoruz; fakat nasihat vermek yok.

A. Tekin - Peki ne diyorsunuz? Tamam yaklaştınız, çok güzel böyle devam edin, anlamında mı konuşuyorsunuz yoksa...

V. Volkan - Biz bir süreç koyduk. Toplantı bir defa değil; biz bir zemin hazırlıyoruz ki, 6 ayda bir gelip konuşmaya devam ediyorlar. Ertesi günü bakıyorsunuz senli benli oluyorlar. Akardiyon gibi bir ayrılıyor bir geliyorlar, bir ayrılıyor bir geliyorlar. Ve konuşuyorlar. Yaklaştıkları zaman anlaşıyorlar. Biz o zaman farkına vardık ki, anlaştıkları zaman hemen bu iş olacak değil. Bu akardiyonun çalması daha önemli. Açılıp kapanması daha gerçekçi oluyor. Bu gibi ritüelleri öğrendikten sonra biz onların konuşmalarına yardım ediyorduk. Fakat nasihat yok. Psikiyatrist olarak yaptığımız şey yüzeyde olan bazı şeylerin altında ne var, onu gördüğümüz zaman onları açıklıyoruz. Kalkıp nasihat vermiyoruz. Konuşmaları sırasında engel çıktığı zaman, bu tıkanmanın neden olduğunu açıklıyoruz.

Prof. Dr. Abdülkadir Çevik Bey araya giriyor:

- Konuşma iki taraf arasında... Bir araya geliyor olmaları, özelliklerini kaybediyor anlamını veriyor. Ayrılınca farklılıklar ortaya çıkıyor.

V. Volkan - Ne yapacağımızı biz de yavaş yavaş öğrendik. Ne gibi şeyler olabilir diye bir liste yaptık. Diyelim ki Kadir’le Birsen iki düşman olarak bir araya geliyorlar. İçlerinde öldürme hisleri var. Birsen benim erkek arkadaşımı toplantıya sokmazsanız, hemen uçak biletimi alın döneceğim, diyor. Bir psikiyatrist olarak anlıyoruz ki, Birsen’in erkek arkadaşını içeri getirmesi bir mesele değil. İçinde olan atraksiyonu, saldırganlığını kapatıyor ki, medenî biri görünmesi gerekiyor, böyle bir toplantı içinde. Biz onun saldırganlığını başka bir yönden ortaya çıkarttığını anlıyoruz.

(Devam edeceğiz)

Yazarın Diğer Yazıları