Tanrı'dan gelir aşk
"Apokrin ter bezleri yüzünden herkesin kendine has bir kokusu vardır. Ve herkeste çeşitli koku almaçları vardır. Eğer senin kokun karşı cinsi etkileyebiliyorsa sana aşık olur. Tabii bu olaylar bilincimiz dışında gelişir."
Hayır, böyle değildir. Aşk ter bezine bağlanamaz. Tanrı'dan gelir. Birdenbire, apansız gelir. Tanrı'nın vahyi, esini aşktır aslında. Bir sesle çarpılırsınız, bir sözle bağlanırsınız, bir çift çekici, etkileyici, büyüleyici, çağrılı bir bakışa kapılıp gidersiniz gönlünüzün götürdüğü yere. Tanrı, insanlara, yalnızca aşk olarak görünür, belirir, duyumsatır; gönüllere iner, orayı sever ve oraya sığar Ulu Tanrı.
Artık bir velvele düşmüştür insanın özüne ve sözüne; duyguları coşa gelir, bozulur mevsim normalleri, öyle esrir ki, yanılsar algıları, özveriler doğar hadsiz hesapsız, düşler kurulur en ileri, en aşırı, en olmaz, en hesapsızından.
Evet hesapsızından... Aşk sele'yi sel'e vermektir gerektiğinde. Batar mı sele, çıkar mı, kıyıya mı vurur, parçalanır mı? Bunlar düşünülmez, sele sel'le serüveninden mutlu mudur, ona bakılır.
Aşkta hak ve haklı da aranmamalı, aşkın kendisi haktır, haktandır.
Bu Tanrısal olağanüstülük, kendini kendine, kendini sevdiğine ve kendini cümle âleme söylemek ister ya, bu iş kutsal bir iştir; düz, yalın, sıradan, bayağı söylemlerle söylenemez. Ya içine kapanacaktır âşık ya da müzik yetişecektir imdadına, edebiyat kâğıt ve kitap uzatacaktır önüne, öteki güzel sanatlarda aşka geleceklerdir gönüllü olarak.
Aşkın yalvaçlarını da demiş olmaktayız böylece. Tanrı onlar eliyle tebliğ eder aşkı. Şairdir onlar, bestecidir, yontucu, ressam, öykücü, oyuncu, hatta hattattır.
Aşkın tarihsel süreci budur bizce, bu süreçte herkes bir yer, bir işlev, rol, misyon, yazgı, üzgü, mutluluk ya da mutsuzluk bulur kendine.
Tanrı'ya "Bana çok aşk ver, aşksız bırakma, aşkla eğit, aşkla yol göster, aşkım karşılık bulsun, bitmesin, yitmesin, artsın eksilmesin" diye yakarılmalı. Bir toplumda böyle yakaranlar çok olursa o toplum yücelir, büyür, sever özünü de özgeyi de...
Ya aşk biterse? Aşkı bitmişler, bitmişlerdir. Öylesine yaşarlar; tutkuları, dürtüleri vardır, onlar da aşkın yerini tutmazlar, kaba sabadırlar, doyum sağlamak işlevindedirler ya, doyurdukça acıktırırlar, acıktırdıkça da acımasızlaştırırlar.
Aşka dair bayatılar da (hoyrat) yazmışızdır, gelin, onlarla ilan-ı aşk edelim, olur mu?
Sev dalı
Dal gönüldür sev dalı
Dallar özleyiş olur
Ermedi mi sevdalı
Gülseniz olur
Gözle gülseniz olur
Açık gülsen söz olur
Giz giz gülsen iz olur
Albeni
Büyüledi albeni
Gözüne girdim ise
Gönlüne de al beni
Hey a canım!
He ya canım...
Dilin dönsün, yüzün gülsün
Sensin benim heyecanım
Çiğdemi
Solgun gördüm çiğdemi
Çiğdemin demi geçti
Şimdi artık çiğ demi