Japonya’nın Osaka kentinde bu hafta düzenlenen Uluslararası Sualtı Futbol Turnuvası, spor dünyasının dikkatini az bilinen ama bir o kadar etkileyici bir alana çekti. Sualtı futbolu, sualtı hokeyi ve sualtı ragbisiyle akraba olan bu eşsiz disiplin, yüzme havuzlarında dalgıç ekipmanlarıyla oynanıyor. Şnorkel, maske ve paletlerle donanmış beşer kişilik iki takım, kumla doldurulmuş bir topu rakip kaleye ulaştırmak için nefeslerini tutarak mücadele ediyor. Topu kaleye götüren oyuncunun, gol sonrası bir süre daha topu kontrol altında tutması gerekiyor. Onar dakikalık iki devreden oluşan maçlar, beraberlik durumunda uzatmaya gidiyor. Japonya’daki turnuva, bu sporun hem fiziksel dayanıklılık hem de stratejik derinlik gerektirdiğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Sualtı futbolu, 1960’larda Kanada’da Dave Murdoch adlı bir dalış eğitmeninin Manitoba Üniversitesi’nde öğrencilerinin şnorkel becerilerini geliştirmek için başlattığı bir egzersizden doğdu. O günden bu yana Kanada’nın Alberta, Manitoba ve Saskatchewan gibi eyaletlerinde bir niş spor olarak varlığını sürdürüyor. Manitoba Underwater Council tarafından desteklenen bu spor, havuz kiralama masraflarını karşılayarak ve sigorta sağlayarak yerel müsabakaların devamını sağlıyor. Japonya’da ise son yıllarda sualtı sporlarına olan ilgi artarken, Osaka’daki turnuva, uluslararası çapta katılım gören ilk etkinliklerden biri oldu. Turnuvada Japonya, Kanada ve Avustralya’dan ekipler yer aldı; final maçında Japon takımı, Kanadalı rakiplerini 3-2 yenerek şampiyonluğu kazandı.
UZMAN GÖRÜŞLERİ VE BİLİMSEL BULGULAR
Toronto Üniversitesi’nden spor fizyoloğu Prof. Dr. Greg Wells, sualtı futbolunun fiziksel taleplerini değerlendirdi:
“Bu spor, anaerobik dayanıklılık ve akciğer kapasitesini olağanüstü şekilde zorluyor. Oyuncular, suyun direncine karşı hareket ederken aynı anda nefes kontrolü sağlamak zorunda. Bu, kardiyovasküler sistemi güçlendiren eşsiz bir egzersiz.”
Wells’e göre, sualtı futbolu, yüzeydeki futboldan farklı olarak ayak yerine ellerin kullanılmasıyla, üst vücut kaslarını da yoğun bir şekilde çalıştırıyor. 2021’de Journal of Sports Science & Medicine dergisinde yayımlanan bir çalışma, sualtı sporlarının oksijen kullanım verimliliğini %20 oranında artırdığını ve kas dayanıklılığını geliştirdiğini ortaya koyuyor.
Londra’daki King’s College’dan spor psikoloğu Dr. Susan Jones ise, sualtı futbolunun zihinsel boyutuna dikkat çekti:
“Oyuncular, su altında sınırlı görüş mesafesi ve nefes tutma baskısıyla strateji geliştirmek zorunda. Bu, karar alma süreçlerini hızlandırıyor ve stres altında soğukkanlılığı artırıyor.”
Jones, Japonya turnuvasında oyuncuların maç sırasında sık sık yüzeye çıkarak nefes aldığını, ancak topa sahipken bunu yapamadığını belirtti. Bu kural, oyuna taktiksel bir katman eklerken, izleyiciler için de gerilimi yükseltiyor.
Bilimsel araştırmalar da sualtı futbolunun fizyolojik etkilerini destekliyor. 2020’de Underwater Physiology Review dergisinde yayımlanan bir analiz, sualtı sporcularının kalp atış hızlarının, suyun basıncı ve soğukluğu nedeniyle yüzey sporcularına kıyasla %15 daha hızlı attığını gösteriyor.
Japonya’daki turnuvada, oyuncuların kullandıkları kum dolu topun negatif yüzdürme özelliği, su altında kontrolü zorlaştırırken, oyunun dinamizmini artırıyor. Organizatörler, topun tasarımını “oyunun ruhunu yansıtan bir meydan okuma” olarak nitelendiriyor.
Sualtı futbolu, Japonya’daki turnuvayla birlikte uluslararası bir platformda daha fazla görünürlük kazandı. Avustralya’dan katılan takımın koçu Michael Bennett, “Bu spor, hem izleyiciler hem de oyuncular için alışılmadık bir deneyim sunuyor. Japonya’nın bu organizasyonu, sualtı futbolunun küresel çapta tanınmasına öncülük edebilir” diyor.
Ancak sporun yaygınlaşması önünde bazı engeller var. Kanada dışında sınırlı bir kitleye hitap eden bu disiplin, yüksek ekipman maliyeti ve havuz erişimi gibi lojistik zorluklarla karşı karşıya. Ayrıca, su altında oynanması nedeniyle geniş seyirci kitlelerine ulaşması zor; Japonya’daki turnuva, sualtı kameralarıyla çekilen yayınlarla bu sorunu aşmaya çalıştı.
California Üniversitesi’nden spor sosyoloğu Prof. Dr. Harry Edwards, sualtı futbolunun potansiyelini değerlendiriyor:
“Bu, niş bir spor olsa da, ekstrem sporlara olan ilginin artmasıyla popülerlik kazanabilir. Japonya’daki başarı, diğer ülkeleri de turnuvalar düzenlemeye teşvik edebilir.”
Edwards, sporun olimpik bir disiplin olma ihtimalini düşük görse de, genç nesiller arasında ilgi uyandırabileceğini düşünüyor.
Osaka’daki turnuva, sualtı futbolunun geleceğine dair umutları yeşertti. Organizatörler, 2026’da daha büyük bir etkinlik planladıklarını duyurdu.
Japonya Sualtı Sporları Federasyonu’ndan Yuki Tanaka, “Amacımız, bu sporu Asya’ya ve ötesine taşımak. Teknolojinin yardımıyla izleyici deneyimini artırarak daha geniş kitlelere ulaşabiliriz” diyor.
Turnuvada kullanılan sualtı drone’ları ve canlı yayın sistemleri, bu hedefin ilk adımları olarak görülüyor.
Sualtı futbolu, Japonya’dan yükselen bu dalgayla, spor dünyasında kendine özgü bir yer edinmeye çalışıyor.
Nefes kesen mücadeleleri ve suyun altındaki sessiz rekabetiyle, bu az bilinen spor, hem bilimsel hem de kültürel açıdan dikkat çekiyor.