Mehmet Akif’in Türklüğü ve milli kimliğimiz
2011 yılı Akif yılı olacakmış. Alâ.. Pek güzel. Ama önce Akif’i doğru tanımalıyız.
Başbakan Erdoğan 30 Aralık 2010’da AKP grubunda, Akif’in sözleriyle Akif’i şöyle tanıtıyor: “Milletler topla tüfeklerle yıkılmaz. Milletler ancak aralarındaki rabıtalar çözülerek, kendi başının derdine, kendi havasına, kendi menfaatine düştüğünde yıkılırlar.
Düşmanlarımızın bugün bizden istedikleri, ne bir vilayet ne de sancaktır. Doğrudan doğruya başımızdır devletimizdir. Ey cemaat gözünüzü açınız, ibret alınız. Bizim hani senelerden beri kanımızı, iliğimizi kurutan dahilî meseleler yok mu, Havran meselesi, Yemen meselesi, Şam meselesi, Kürdistan meselesi, Arnavutluk meselesi... Bunların hepsi düşman parmağıyla çıkarılmış meselelerdir.”
Akif’in “Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz/ Gelmişiz dünyaya millet, milliyet nedir öğretmişiz! /Kapkaranlıkken bütün afakı insaniyetin, nur olup fışkırmışız, ta sinesinden zulmetin” dizesini de okuyan Başbakan Erdoğan, “Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez/Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez” sözünü hatırlatıyor.
Mehmet Âkif’in bir de ünlü Sevr Hitabesi var... Erdoğan onu da okuyor.
“Ey cemaat Allah rızası için olsun aklımızı başımıza toplayalım. Böyle düşman hesabına çalışarak elimizde kalan şu bir avuç toprağı da verecek olursak çekilip gitmek için arka tarafta bir karış yerimiz yoktur. Şimdiye kadar düşmana kaptırdığımız koca koca memleketlerin halkı hicret (göç) edecek yer bulabilmişlerdi. Biz öyle bir akıbete mahkûm olursak başımızı sokacak delik bulamayız... Sevr bizim için Avrupa’nın hazırladığı bir ölüm fermanıdır...”
Mükemmel bir uyarı.
***
Azerbaycan’a gidelim. Hakverdi Murat Merdamert’in, 16.09.2007’de Mirhaber adlı siteye koyduğu, “Mehmet Akif’in Türklüğe bakışı” başlıklı incelemesini Aslan Bulut 12.11.2010’da yayımladı.
Merdamert; “Akif’in babasının Arnavut, annesinin Buharalı olduğunu bilmekteyiz. Eserlerinde devamlı ’millet’e vurgu yapan Akif’in, bahsettiği bu millet kimdi?” diye soruyor, sonra da;
“Osmanlı Devletinden gayrimüslim milletler bir bir ayrılırken, Müslüman olanlar da kavmiyetçilik adına, bütünden kopmak için yer yer isyan ediyordu. Akif’in isyanı buna idi. Osmanlı Devleti için kurtuluş reçetesinin, ümmet bilinci olduğunu savunuyordu. Peki Akif’in ırka ve Türklüğe vurgu yaptığı eserleri yok mudur?
Mesela İstiklal Marşı’ndaki, ” Kahraman ırkıma bir gül, ne bu şiddet bu celâl “ dizesinde ya da, ” İhtiyar amcanı dinler misin oğlum Nevruz, “Ne büyük söyle, ne çok söyle, yiğit işte gerek, Lafı bol karnı geniş soyları taklit etme, Sözü sağlam, özü sağlam adam ol ırkına çek!” dörtlüğünde vurguladığı ırk hangi ırktır? Bu sorunun cevabı o kadar aşikârdır ki, şüphe dahi edilemez. O, kendisini Türk kabul etmektedir:
“Türk eriyiz, silsilemiz kahraman,/Müslümanız Hak’ka tapan Müslüman./Putları Allah tanıyanlar aman, /Mescidimin boynuna çan asmasın.” (Ordunun Duası)
Yine Akif’in Türk’ü yücelttiği şiirleri mevcuttur: Bir Hintli’nin ağzından;
“Ah biz hayra yorar unsuru iman değiliz, /Hind’in İslâm’ını pek Türk’e kıyas etmeyiniz./ Onların Ruh-u şahametle coşan kanları var, /Bizde yok öyle samimi asabiyet, o damar.” (Süleymaniye Kürsüsünde)
Osmanlı Devleti sınırlarını aslında kimin yurdu olarak telakki ediyordu? Bakalım:
“Yurdu baştan başa viraneye dönmüş Türk’ün, /Dünkü şen şatır ocaklar yatıyor yerde bugün”
“Nerde Ertuğrul’u koynunda büyütmüş obalar, /Hani Osman gibi, Orhan gibi babalar?/Sıtmadan boynu bükülmüş de o dimdik Türk’ün,/ Düşünüp durmada öksüz gibi küskün, küskün,/ Hocazadem, ne sülükmüş o meğer vay canına,/Diş bilermiş senelerden beri Türk’ün kanına.” (Asım’dan) örneklerini veriyor.
Görüldüğü gibi Akif’e göre aidiyet, etnik bir mesele değil, aynı kültür ve medeniyetten olmaktır.
***
Tekrar Erdoğan’a dönüp bakalım: “Akif’in de dediği gibi bizi, aramızdaki rabıtalar birbirimize kardeş kıldı. Bizim bu topraklar üzerinde, etnik kökeni her ne olursa olsun, tüm vatandaşlarımızla aramızdaki rabıta tarihimizdir, kültürümüzdür, medeniyetimizdir. Bizim aramızdaki rabıta devletimizdir, milletimizdir, bayrağımızdır, vatanımızdır; ortak dilimiz, resmi dilimiz olan Türkçedir.”
Ne güzel. Ama Erdoğan devam ediyor; üst kimliğin vatandaşlık yapılacağını söyleyerek, aradaki rabıtaları çözüyor. Bizden istenen başımız ve devletimizdir.