Kafa karıştıran operasyon!
Haberi biliyorsunuz. Aralarında Emekli General Veli Küçük, Avukat Kemal Kerinçsiz, Gazeteci Güler Kömürcü ve Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol’un da bulunduğu onlarca kişi polis tarafından gözaltına alındı.
Medya’daki spekülasyonlara göre bu isimler şu iddialar için sorgulanıyormuş:
1) Hrant Dink cinayeti.
2) Danıştay’a yapılan saldırı.
3) Cumhuriyet Gazetesi’nin bombalanması.
4) İki kilise rahibine yapılan saldırı.
Söylenene göre gözaltına alınan isimler teknik takiple izlenmiş ve sonunda düğmeye basılmış.
Kuşkusuz devam eden bir soruşturma ile ilgili olarak hem bilgisizliğimiz hem de hukuk gereği olarak bir şey yazabilecek durumda değiliz.
Eğer iddia edildiği gibi bir suç varsa elbette suçu işleyen bunun cezasını çekecektir.
Ancak hadisenin, yani operasyonun kamuoyuna sunulması şov biçiminde olmuştur.
Gözaltına alınan bu isimler henüz soruşturma safhasındadırlar.
Muhtemeldir ki bunların bir kısmını polis, bir kısmını da yargı serbest bırakacaktır.
Hal böyle iken bu insanları bu biçimde afişe etmek neden?
Soruşturma ya da araştırmaya gerek mi var?
Şov ya da gösteri yapmaksızın alırsın ifadelerini olur biter.
Sorarım size, bunların içinde serbest kalacak olanların imajı bundan yara almayacak mı?
İnsanların onur ve haysiyetleri ile bu şekilde nasıl oynarsınız?
Peki Avrupa Birliği’nde var mı böyle bir uyguluma?
Yoksa Avrupa Birliği kriterlerini siz sadece kendi çıkar ya da kutsallarınız için mi istiyorsunuz?
Operasyonun Hrant Dink cinayetinin sene-i devriyesine ve AKP ile ikinci cumhuriyetçi medya güruhunun, malum Dink cinayetinin arkasında kimler var feveranının hemen sonrasına denk gelmesi ilginç değil mi?
Yoksa yoksa bu operasyon onlar için mi yapıldı ya da bu isimler o malum güruhu tatmin için mi afişe ediliyor?
İyi de bu ülkede iktidara teslim olmuş polisler olduğu gibi, gücünü hukuktan alan hakimler de var.
Soruyorum Avukat Kemal Kerinçsiz niçin derdest ediliyor?
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı; Öcalan’a “Sayın” şehitlerimize de “Kelle” dediği için üç kuruşluk tazminata mahkûm ettirdiği diye mi?
Diyeceksiniz ki dur hele belki bir suçu var.
Bekliyoruz. Suçu varsa cezasını elbette çekecek ama suçu tespit edecek olan da polis değil, yargıdır. Oysa polisin uygulaması peşin olarak suçlu ilanı gibidir..
Biz gıyabında tanırız, ama Veli Küçük gibi şerefli bir Generale eğer şov uğruna böyle bir uygulama yapılıyorsa, işte o zaman bu ülkede artık her şey şirazesinden çıkmış demektir.
Var olan görüntü, AKP’nin şımarmanın ötesinde fütursuzluğu arşa çıkardığının çizgilerini taşıyor.
Hatırlayın, benzer şeyleri döneminde DP de yapmıştı.
Ne dersiniz tarih tekerrür mü ediyor?
YAŞASIN KALEM KAĞIT!
İşte AKP’nin Türkiye’yi zenginleştirme reçetesi...
Başlığa şaşırmayın AKP sayesinde Türkiye müthiş zenginleşiyor. Sakın, yahu biz neden hissetmiyoruz demeyin, zenginleşiyor işte... Adamlar alıyor eline kağıdı kalemi ya da hesap makinesini, yapıyor bir hesap gelirler art arda artıyor. Her hesaplamada gelir ya da zenginlik yükseldikçe yükseliyor. Hatırlayın son olarak 4 bin dolar cıvarında olan fert başına geliri de birden 7 bin küsür dolara taşımışlardı.. Nasıl olur, bu hesaplama yanlış, ucuz olan döviz fiyatı ile hesaplama bilimsel değil, ithalatla oluşacak büyüme ölçü alınamaz dendi, ama AKP umursamadı ve toplumu bir güzel gazladı.. Son olarak da dün bir gelişme oldu ve Türkiye fert başına yine bir zenginlik ihtilalini yaparak bir gün içinde 308 dolar daha zenginleşti. Diyeceksiniz ki petrol ya da altın yatakları mı keşfedildi de bu zenginlik oluştu? Hayır böyle bir şey olmadı.. Peki ya ne oldu? AKP yine eline kalemi kağıdı ve hesap makinesini alarak hesap yaptı. Buna göre yapılan nüfus sayımında eksilme olmuşmuş da milli gelir 308 dolar bu şekilde yükselmişmiş... Bu AKP’nin her şeyinin sanal olduğunu bilmesine biliyoruz da bu kadarına da vallahi pes..
PATLAMA YAKIN...
Sıcak para ve kaos ihtimali!
Şimdi herkesin sorduğu soru şudur: Bütün dünyada borsalar göçerken Türkiye’deki sıcak para da kaçar mı?.. Sakın kaçarsa kaçsın demeyin, böyle bir şey Türkiye’nin kaosa girmesi demek olur. Yüz milyar doları aşan sıcak paranın değil tamamının, yarısının Türkiye’yi terk etmesi durumunda bile dolar 2.5 milyona tırmanır ve bütün dengeler altüst olur. Böyle bir gelişme ile de dövizle borçlu olan şirketlerimiz art arda batar ve milyonlarca insan işsiz kalır. Hayır felaket tellallığı yapmıyorum. Sıcak paranın çıkışı durumunda bunların olacağını artık ilk mektep çocukları da biliyor. Peki bu para var olan dalgalanmalara ve ABD’deki resesyon ihtimaline binaen şimdi hemen Türkiye’yi terk eder mi sorusuna gelince; hayır şu an için büyük bir çıkış beklenmiyor. Türkiye’ye gelen sıcak paranın hemen çıkabilme imkanı da yok. Öyle ya borsamızdaki yüzde 73 yabancı payını kim alabilir? Ancak eğer kriz derinleşirse bu para eninde sonunda gidecek ve kriz bombası patlayacaktır.. Akıbet eninde sonunda budur. Ama şimdi, ama yarın ama öbürgün..
TAKIL BANA...
Muhalefet AKP’nin kuyruğu!
Doğruya doğru, hakkını verelim, Tayyip Erdoğan iyi hükmediyor. Atıyor bir olta, bizim muhalefet hemen misinaya takılıyor... Tayyip Bey, tıpkı Özal gibi gündemi belirliyor ve muhalefeti ardından sürüklüyor. Son olarak şu malum türban olayı. Görüyorsunuz günlerdir muhalefet de aynı sakızı çiğniyor. İyi de sorarım size, bu muhalefet ile bu Tayyip Erdoğan alt edilebilir mi? Biz bunları yazınca da bazıları liderime ilişme diyor. Yahu muhalefet dediğin iktidar partisinin ardından sürüklenmez, iktidarı döver, onunla ilgili yolsuzluk dosyalarını ortaya döker, muhalefet etkinliklerini topluma yayar, iktidara karşı alternatif politikalar üretir, yeni projeler sunar, kitlelere bunlar giderse, ben varım güvenini verir... Peki bizdeki muhalefet, insaf ile söyleyin böyle mi?... Haftada bir Salı günü, Meclis’de birilerinin yazdığı bir metni kürsüden okuyarak muhalefet mi olur? Unutmayın, bunlar var oldukça AKP de hep var olacaktır...