Beşiktaş’ın oyununu yerden yere vurdular: Yazık ve ayıp

Beşiktaş’ın oyununu yerden yere vurdular: Yazık ve ayıp

Beşiktaş’ın Twente’ye mağlup olduğu maçta oynadığı oyun büyük tepki çekti. Spor yazarları karşılaşmaya ilişkin “Yazık ve ayıp” yorumu yaptı.

Beşiktaş UEFA Avrupa Ligi’nde mutlak galibiyet parolası ile çıktığı maçta Twente’ye 1-0 mağlup oldu. Siyah beyazlılar aldığı mağlubiyetle 28. sıraya gerileyerek Avrupa kupalarına veda etti.

Beşiktaş’ın mutlak kazanması gereken maçta oynadığı oyun büyük tepki çekti. Siyah beyazlıların rakibine karşı oldukça etkisiz kaldığına dikkat çekilerek “Yazık ve ayıp” yorumu yapıldı.

aw381154-01.jpg

Spor yazarları, Beşiktaş’ın mağlup olduğu maça ilişkin şu yorumları yaptı:

Attila Gökçe (Milliyet): Rafa Silva, maçın başında bir sakatlık geçirdi. Devam etti, ancak istediği topları bulamadı. Immobile çok az sayıda topla buluşabildi.. İkinci yarıya Semih’le başladılar. 60’da Rafa’nın yerine Salih’le biraz daha dirençli ve golü düşünen takım olmaya çalıştılar.. Ama o çabalar yetmedi. Savunmasında ve orta alanında kazandığı topları kısa paslarla kullanmak isteyen Beşiktaş, Twente’nin genç ve dinamik oyuncularının hamle üstünlüğüne takıldı. O hımbıl ve yorgun paslaşma komedisinin içinde yoldan geçen biri de olsa topu kapıp Rots gibi golü atabilirdi. Ole; Joao Mario, Onur ve Mustafa’yı oyuna sürdü ama nafile… Kimse kusura bakmasın. Beşiktaş’ın Hollanda’ya gelirken kimliğini İstanbul’da bıraktığına tanık olduk. Bu kadar çok top kaybeden, topu bir türlü kullanamayan, üç pası üst üste gerçekleştiremeyen takım için başka ne diyebilirim. Hem yazık oldu… Hem de ayıp oldu! Cem Dizdar: "Hayalcilik" | İlk devre boyunca savunma anlamında sahada genellikle dengeli durmaya çalışan bir Beşiktaş gördüysek de zaman zaman ciddi sayılabilecek bir iki pozisyon vermediler de değil. Bir şeyler yapılmalıydı Ola Gunnar Solskjaer ikinci devrede... Peş peşe değişiklikler geldi ancak Immobile, Rafa Silva, Ernest Muçi yerine giren Semih, Salih, Joao Mario şimdiye kadar maçlara belirgin bir etki koyamamışlardı ki bu maça koysunlardı! Yani beklenti birilerinin bir şey yapmasıydı ama kimse hiçbir şey yapamıyordu. Kaç sezondur sık sık idari ve teknik hattını değiştiren, tutarlı politikalar tasarlayıp onları hayata geçiremeyen Beşiktaş’tan bundan daha fazlasını beklemek hayalcilik olurdu. Yani o gösterişli Athletic Bilbao maçı özel bir örnek olarak tarihin sayfalarında yerini almış oldu.

aw381154-04.jpg

Ali Gültiken (Sabah): Son maç, son şans Beşiktaş'ın istediği gibi neticelenmedi. İstediği gibi olabilmesi için de maça çok hükmetti mi? O tarafına da "Evet" diyemiyoruz. Rakibinin oynamasına çok fazla müsaade etti veya engel olamadı. Özellikle maçın ikinci yarısında çok fazla Hollanda ekibinin oyununa teslim oldu. Oyunun iki yarısında da bu tür maçlar için verilen çok fazla sayıda pozisyon var. Burada Mert'in başarısı belli bir süreye kadar Beşiktaş'ı maçın içinde tutabildi. Özellikle hücum aksiyonları açısından çok zayıf bir Beşiktaş vardı sahada. Hücum aksiyonlarında etkinlikleri yaratması beklenen oyuncuların hepsi sahadaydı ama performans olarak ortada görünmediler. Beşiktaş'ın aslında bu sezon başından beri yaşadığı sürekli bir değişim var. Bir hafta iyi, iki hafta farklı performanslar ortaya koyabiliyor. Bu istikrarsızlık maalesef takımın içerisine yer etmiş durumda. Twente karşısında da bu belirsizlik devam etti. Beşiktaş taraftarı, her maçta takımın performansı nasıl olacağı konusunda öngörüsünü de kaybetti. Takım, güzel şeyler hayal ettirdiği bir anın arkasından farklı bir hayal kırıklığı ile karşılaştırabiliyor. Bu kadar sıkıntılı geçen bir sezonun içerisinde aslında bir iki tur daha buralarda kalabilecek bir skor Beşiktaş'ı çok mutlu ederdi, kendi adına tutunabilecek yeni bir hedef oluşturabilirdi. Bu futbolcuları da yeniden tamir edebilecek bir şeydi ama bu da artık elden itti. Siyah-beyazlıların önünde kalan hedeflere motive olmaktan başka bir alternatifi kalmadı.

aw381154-06.jpg

Cem Dizdar (Fanatik): İlk devre boyunca savunma anlamında sahada genellikle dengeli durmaya çalışan bir Beşiktaş gördüysek de zaman zaman ciddi sayılabilecek bir iki pozisyon vermediler de değil. Bir şeyler yapılmalıydı Ola Gunnar Solskjaer ikinci devrede... Peş peşe değişiklikler geldi ancak Immobile, Rafa Silva, Ernest Muçi yerine giren Semih, Salih, Joao Mario şimdiye kadar maçlara belirgin bir etki koyamamışlardı ki bu maça koysunlardı! Yani beklenti birilerinin bir şey yapmasıydı ama kimse hiçbir şey yapamıyordu. Kaç sezondur sık sık idari ve teknik hattını değiştiren, tutarlı politikalar tasarlayıp onları hayata geçiremeyen Beşiktaş’tan bundan daha fazlasını beklemek hayalcilik olurdu. Yani o gösterişli Athletic Bilbao maçı özel bir örnek olarak tarihin sayfalarında yerini almış oldu.