Peru’nun kuzeyindeki Trujillo kenti yakınlarında yer alan Chan Chan arkeolojik sitesinde, tarih öncesi bir uygarlığın izleri gün ışığına kavuştu. İnka öncesi Chimú uygarlığına ait olduğu belirlenen ve yaklaşık 750 yıl öncesine tarihlenen 19 ahşap heykel, arkeologlar tarafından keşfedildi. Bu olağanüstü buluntu, bir zamanlar Amerika kıtasının en büyük adobe (kerpiç) şehri olan Chan Chan’da, geçmişin sanatsal ve toplumsal yapısına dair önemli bilgiler sundu.
Keşif, Peru Kültür Bakanlığı’nın desteğiyle yürütülen kazı çalışmaları sırasında gerçekleşti. 2018 yılında ortaya çıkarılan heykeller, 70 santimetre boyunda ve kil maskelerle süslenmiş ahşap figürlerden oluşuyordu. Her bir heykelin elinde bir asa ve muhtemelen bir kalkan tuttuğu gözlemlendi.
Peru Kültür Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, heykellerin MÖ 13. yüzyılda Chan Chan’da gömüldüğünün tahmin edildiği belirtildi. Bakanlık yetkililerinden Patricia Balbuena, “Bu heykeller, yaşları ve dekorasyon kalitesiyle dikkat çekiyor. Chan Chan’ın tören alanlarına açılan bir koridorda bulunmaları, onların özel bir anlam taşıdığını gösteriyor” dedi.
Chan Chan, Chimú uygarlığının başkenti olarak 850-1470 yılları arasında varlığını sürdürmüştü ve İnka İmparatorluğu tarafından fethedilene dek bölgenin en güçlü merkezlerinden biriydi. Kazı ekibinin lideri, La Libertad Kültür Müdürlüğü’nden arkeolog Arturo Paredes Núñez, heykellerin sabit ve taşınabilir türde olduğunu açıkladı. Núñez, “Sabit heykeller genellikle duvarlara gömülü bulunurken, bu taşınabilir heykeller önemli kişilerin mezarlarını işaretlemek için kullanılmış olabilir” diye konuştu. Heykellerin bulunduğu alanın, bir tören meydanına açılan 33 metrelik bir koridor olduğu tespit edildi.
Uluslararası uzmanlar da keşfe büyük ilgi göstermişti. Londra Üniversitesi’nden arkeolog Dr. Jane Kershaw, heykellerin Chimú sanatının inceliklerini yansıttığını belirtti. Kershaw, “Bu eserler, Chimú’nun ahşap oymacılığındaki ustalığını ve geniş ticaret ağlarını gözler önüne seriyor. Kil maskeler ve detaylı süslemeler, bu uygarlığın estetik anlayışını anlamada önemli bir adım” yorumunda bulundu.
Heykellerle birlikte bulunan nectandra tohumlarından yapılmış bir kolye, dönemin ziraat ve takı sanatına dair ipuçları verdi.
Bilim dünyasında heyecan oluşturan bu buluntu, Chimú uygarlığının sosyal yapısına dair yeni teorileri de gündeme getirdi. Yale Üniversitesi’nden tarih profesörü Dr. Richard Burger, heykellerin topluluk liderlerini veya dini figürleri temsil edebileceğini öne sürdü. Burger, “Chan Chan, 60 bin kişilik nüfusuyla dönemin en büyük şehirlerinden biriydi. Bu heykeller, elit bir sınıfın varlığını ve onların ritüellerdeki rolünü işaret ediyor olabilir” dedi.
Smithsonian Enstitüsü’nden arkeolog Dr. Izumi Shimada, heykellerin gömülme nedeninin bir felaketle bağlantılı olabileceğini düşünüyordu. Shimada, “Chimú’nun El Niño gibi doğa olaylarına verdiği tepkiler, bu tür eserlerin saklanmasına yol açmış olabilir” açıklamasını yaptı.
Heykellerin restorasyonu ve analizi, Peru’nun arkeolojik mirasını koruma çabalarının bir parçası olarak devam etti. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Chan Chan, bu keşifle birlikte bir kez daha dünyanın dikkatini çekti. Buluntular, Chimú uygarlığının sanatsal zenginliğini ve İnka öncesi dönemin gizemlerini aydınlatırken, Peru’nun tarihine yeni bir sayfa ekledi.